Tag: kent

  • Bir Binghamton Yazı: Sel, Felaket ve Sular Altında Kalan Evler

    2006’da, yağmurun artık hiç durmayacağını zannettiğim anlardan biriydi. Çatı katındaki evde, yağmurun tıpırtısı artık o kadar sıradan ve sıkıcı bir hal almıştı ki, biraz kesildiğinde kendimi dışarı atasım geliyordu. Öğrenci evlerinin en büyük sıkıntısı, içerisiyle dışarısı arasında hiçbir fark olmamasıdır. Ben öğrenci evi insanı hiç olmadım. Hiç paltomun cebine bir kangal sucuk sıkıştırıp eve döndüğüm […]

  • Toplumsal Mekân ve Bourdieucü bir Kent Sosyolojisinin İnşası

    Sinan Tankut Gülhan’ın bu yazısı Pierre Bourdieu’nün “toplumsal mekân” kavramının yeni kent sosyolojisinin en önemli yayın mecraı ve kurumsal yapısı olan International Journal of Urban and Regional Research üzerinden alanı nasıl tanımladığını, hangi kırılma noktalarına hitap ettiğini, bu kırılma noktaları aracılığıyla nasıl bir bilimsel kopuş müdahalesi, benim deyişimle doksaya yönelik bir “huruç,” tertip ettiğini açıklamayı amaçlar.

  • Strata: İlişkisel Sosyal Bilimler Dergisi 3. Sayı, Kentteki Ufunet, Editörün Takdimi

    Strata: İliskisel Sosyal Bilimler Dergisi’nin Kentteki Ufunet başlıklı üçüncü sayısı kitapçılarda ve internet kitap satış sitelerinde yerini aldı. Editörlüğünü Sinan Tankut Gülhan’ın yaptığı bu sayının takdim yazısını ve içindekileri burada bulabilirsiniz.

  • AVM’de Gündelik Hayat

    Reklam, sadece bir tüketim ideolojisi sunmakla kalmaz; tüketici kimliğiyle doyuma ulaşan, kendini edimler yoluyla gerçekleştiren ve kendi imgesiyle (veya idealiyle) örtüşen tüketici “ben”in bir tasarımını sunar. Nesnelerin imgesel varoluşu üzerine de dayanır. Reklam bu varoluşun bir kertesidir. Tüketme ediminin üstüne eklenen, tasarımların özünde bulunan retoriği, şiiri içerir.  Tüketim düş kırıklığına [uğratır]. d Henri Lefebvre, Modern […]

  • SSK’nın Ölümü

    Şimdi ilk ne zaman gittiğim hatırlamıyorum SSK İşhanı’na, herhalde lise yıllarında değildi. Lise, belki de ortaokul, yaşlarımda gitmek için biraz fazlaca tehlikeli, dehlizvari, korkutucu bir mekândı. Açıkçası, ilk girdiğimde içeride böyle bir şeyin -bir hayat kitlesi, kalbi deli gibi atan bir aşırılık, hiç durmayacakmış gibi sıkış tıkış ve en alt kattaki tanzim kasaplardan kaçarcasına yukarıya […]

  • Bir Aşk Mektubu Olarak Kentsel Dönüşüm

    Tutunamayanlar’ın sonlarına doğru bir kâbus-rüya fantazm akışı var, seksen sayfa kadar süren. Ulysses’i daha rahat okumuştum, işin doğrusu. Bir inşaat mühendisi hem aşık, hem de inşaata kafa yorarsa, bir de üstüne üstlük deha seviyesinde yaratıcılığı olan bir romancıysa, işte bu akış beliriyor. Beni yıkın, yapsatçılara verin. “beni yıkın artık Günseli derdi üstünüze çökmeden yıkın beni […]